7/3/2009 · Kategori: okuma gunlugu
Göğe Bakalım...

Akademi Gökyüzü sayın M. Nejat Gacar'ın yayın yönetmenliğinde İzmit'te çıkan bir dergi. Gündönümlerinde yayımlanır diyor kapaktaki şeritte. Demek tam "yedi" gündönümü geçmiş ilk sayıdan bugüne.

Akademi Gökyüzü'nün 7. sayısını bugün buldum posta kutumda. Çoğu kez olduğu gibi bir Salvador Dali süslüyordu kapağı. Onun o şaşırtıcı, düşsel resimlerinden biri. Yeldeğirmenlerinin üzerinde kocaman, devâsâ (biliyorum biliyorum, ikisi de aynı anlamda:) kelebekler. Bulutlarla çalkalanan bir mavi gök ve elinde bir garip uzun bayrakla çıplak bir insan silueti.

Bir çırpıda okudum. Bildiklerimizi hatırlamak, bilmediklerimizi öğrenmek güzel, bir derginin sayfaları arasında gezinirken. Nejat Gacar'ın yazısını baştan sona ilgiyle okuduğumu söyleyebilirim. Şiire yeni başlayanlara ders niyetine okutulabilecek bir yazı ama kuru bir didaktizmden de bir o kadar uzak. Keyifli bir sohbet gibi daha çok. "İyi bir şairin iki farklı çıkını olduğunu düşünmüşümdür hep! Birisi, yeteneklerini sakladığı 'kalıtsal', diğeri ise öğrendiklerini biriktirdiği 'edinsel' dağarcıklar" diyor bir yerde. Gerçekten de öyle değil mi? Ne tek başına yetenek şair yapmaya yetiyor bir insanı, ne de eğitim. "Öyle olsaydı dil ve edebiyat eğitimi almış olanların tümü olağanüstü şairler olurlardı!" diyor zaten. Sadece yeteneğe dayanan bir şiirse parlayıp sönmeye mahkum. Dünyaya kalıcı bir sözü olabileceğine inanmıyorum rastlantısallığa dayanan bir şiirin ben.

Sayın Gacar'ın,"Şiirde Altyapıyı Besleyen Kaynaklar" başlığı altında sıraladıklarından birkaçını buraya da almak istiyorum. Neden mi? Okuyunca bana hak vereceksiniz:

--AŞK, ÖFKE, KORKU (yazının orijinalinde de büyük harfle) olmak üzere her tür ve yoğunluktaki duygular
--Başta Evliya Çelebi'nin olmak üzere 'Seyahatname'ler ve olabildiğince değişik yörelere düzenlenecek geziler
--Yöresel efsane ve hurafeler
--Kutsal kitaplar
--Masallar
--Türk ve Dünya Klasiklerinden Romanlar (Don Kişot'a özel bir yer açılmalı)

Ve böyle devam ediyor… Diğerleri daha bilindik ve olmazsa olmaz olanlar; tarih, felsefe, mitoloji, şiirle ilgili yazılar vs. gibi. Ah, şiir, kocaman gül yaprağından ağzın ki senin doymaz! Doymasın. Yok öyle gözünü tavana dikip boncuk döker gibi şiir yazmak. Şiir ağır işçilik.

Güngör Gençay'ın yazısı kısa ve tezli bir Türk Edebiyatı tarihçesi. Okumadan geçilmeyecek yazılardan biriydi dergideki. Şener Aksu'nun "Tarih ve Şiir" başlıklı yazısı da öyle. Tutarlı, bütünselliği olan, sağlam analizlere ve çıkarsamalara dayanan, ele aldığı konuda hiçbir değişkeni göz ardı etmeyen, kurgusu sağlam bir yazıydı. Yazıdan birkaç cümle: "Şiir akıl dışı değilse de bir başka türden akıl işidir. Denebilir ki şiir sezgisel aklın etkinliğidir. Sezgisel akıl dizgesel değil, simgeseldir."

Ya şiirler? Güzel yazılar gibi güzel de şiirler vardı bu sayıda. Bunlardan, Osman Serhat Erkekli ile Bülent Güldal'ın ortaklaşa şiirleri olan "Son Virajlar" adlı uzunca şiir, dikkat çekiciydi doğrusu. Bu ikilinin şiirleri bir süredir dikkatimi çekiyor, beğenilerimi Bülent Güldal'a iletmiştim bir süre önce. Bu tarz ortaklaşa yazılan şiirler konusunda benim de çekincelerim var ama güzel örneklerine rastladığınızda da durup düşünmemenize imkân yok. Tuhaf bir şekilde birbirine yakışan ve birbirini tamamlayan iki kalem olmuş Erkekli ve Güldal ve ortaya, işte böyle bir savrulup bir toplanan, lezzetli bir şiir çıkmış.

Dergide beğenimi kazanan şiirlerden biri de Ahmet Uysal'ın şiiri oldu. Başlığı bile kendi içinde şiir bir şiir:" Bir Şair Yakın Olur Bütün Dillere"!

Derginin son sayfalarında Ustaya Saygı ve yine Nejat Gacar'ın hazırladığı Anımsamalar bölümlerini de beğeniyle izliyorum. Bu bölümler için, son derece iyi ve dergiye hareket katan seçimler yapılıyor. Bu sayının isimleri Ziya Osman Saba ile Rimbaud'ydu. Rimbaud'nun arka kapaktaki "Kuytuda Uyuyan Asker" şiirini ilk kez okuduğumu söylemeliyim. Ve, yumuşacık pastoral bir manzara gibi okuduğum şiirin son dizesine geldiğimde nasıl irkildiğimi de: "Uyuyor. Sağ yanında iki kızıl delik var." Bir tek dize işte, tek bir dize! Yüreğinizi cendereye alıp, sizi, yeryüzünün tüm savaşlarına karşı nefretle dolduran! Şiirin gücü bu değilse nedir?

Saygıyla selamlıyorum Akademi Gökyüzü'nü ve emeği geçenlere teşekkürlerimle. Gökyüzü hep mavi kalsın, bizler sürdürelim diye göğe bakmayı.

Perihan BAYKAL

(Akademi Gökyüzü dergisi'nin 8. sayısında yayımlanmıştır.)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır.

« Önceki :: Sonraki »