8/3/2009 · Kategori: okuma gunlugu
MEKTUPLAR'ından...

Füruğ 1957 yılında, yani 22-23 yaşlarındayken bir süre yurtdışında, Münih'te kalıyor. Perviz Şapur'dan boşanmış ve erk/ek egemen yasalar gereği bu evlilikten olan oğlu Kamiyar, babaya verilmiştir. (Ömrü boyunca göremeyecektir bir daha oğlunu Füruğ.)
Aşağıdaki alıntı Füruğ'un Münih'ten babasına yazdığı bir mektuptan:


"… Benim en büyük derdim sizin beni tanımamış olmanızdır; hiçbir zaman da tanımak istemediniz ve belki de hâlâ siz benim hakkımda düşündüğünüzde, beni uçarı, aşk romanları ve Tahran Müsavvar dergisinin öykülerinden dolayı kafasında aptalca düşünceler oluşan bir kadın olarak biliyorsunuz. Keşke öyle olsaydım ve mutlu olabilseydim. İşte o zaman dünya küçücük bir odacık olurdu ve ben, dans partilerine gitmekle, güzel ve şık elbiseler giymekle, komşu kadınlarla çene çalmakla, kaynana ile dalaşmakla ve kısacası pis ve anlamsız binlerce işle yetinirdim ve daha büyük ve daha güzel bir dünyayı tanımazdım; bir ipekböceği gibi kendi kozalamın sınırlı ve karanlık dünyasında kıvranarak büyürdüm ve hayatımı sona getirirdim. Fakat ben böyle yaşayamazdım. Ben kendimi bildiğim andan beri, benim başkaldırım ve isyanım bu aptalca görünüş ile başlamıştır. Ben büyük olmak istiyordum ve istiyorum. Ben, bir gün doğup ve bir gün bu dünyadan çekip giden ve arkalarında bu geliş ve gidişlerinden herhangi bir iz bırakmayan yüz binlerce insan gibi yaşayamam. …"

*

İbrahim Golestan'a yazdığı mektuplardan birkaç parça:

"… Varmak nedir bilmiyorum, ama kuşkusuz tüm varlığımın ona doğru aktığı bir maksat vardır.

Keşki ölseydim ve yeniden dirilebilseydim ve dünyanın başkalaştığını, dünyanın bu denli acımasız olmadığını, insanların bu her zamanki aşağılık ve kahpeliklerini unuttuklarını (…) ve kimsenin evlerinin etrafına duvar örmediklerini görseydim. Yaşamın gülünç alışkanlıklarına bağımlı olmak ve sınırlara ve duvarlara boyun eğmek doğaya aykırıdır."

"… Benim kötülüklerim nelerdir, iyiliklerimi anlatmadaki utangaçlık ve güçsüzlükten başka ve göz gördüğünce duvar, duvar, duvar olan bu dünyadaki iyiliklerimin tutsaklığının ağlamalarından başka. Ve güneşin karneye bağlandığı, fırsat kıtlığının ve korkunun ve boğuntunun ve hakaretin olduğu bu dünyada."

"… Hayret, ne kadar şaşılası bir dünyadır, benim kimseyle bir işim yok; işte benim bu zararsızlığım ve kendi kendimle olmalarım başkalarının merakına yol açıyor. İnsanlarla nasıl karşılaşmam gerektiğini bilmiyorum. Ben utangaç biriyim. Başkaları ile konuşmayı başlatmada çok zorluk çekiyorum, özellikle bana ilginç olmayan başkaları ile, neyse geçelim."

"… National Gallery'de, Leonardo'dan bir tablo var, daha önceleri görmemiştim. Yani önceki Londra yolculuğumda. Müthiş bir şey! Her şey açık bir mavilikte çözülmüş. Eğilip namaz kılasım geldi. Din işte bu demek ve ben sadece aşk ve tapınsal övgü (sanat eseri ve güzellik karşısında duyulan huşû'yu kastediyor olmalı. PB) sırasında dinsel duygulara kapılırım."

FURUĞ FERRUHZAD, Yaralarım Aşktandır

*

ŞİİRLER'inden...

"çimenliğe gel
geniş çimenliğe
ve fesleğenlerin solukları ardından çağır beni
eşini çağıran bir ceylan gibi"

(BAHÇENİN FETHİ'nden)

***

"tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir
seni, kendinde tekrarlayarak
çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek

...

küpeler takacağım kulaklarıma
ikiz iki kızıl kirazdan
ve tırnaklarımı papatya çiçekyaprağıyla* süsleyeceğim
bir sokak var orada
aynı karışık saçları, ince boyunları ve sıska bacaklarıyla
küçük bir kızın masum gülüşlerini düşünüyorlar
bir gece
rüzgârın alıp götürdüğü.

...

ben hüzünlü küçük bir periyi biliyorum
okyanusta yaşayan
ve yüreğini tahta bir kavalda
usu usul çalan
küçük hüzünlü bir peri
geceleri bir öpücükle ölen
ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan"

(YENİDEN DOĞUŞ'tan)

*"papatya çiçekyaprağıyla" yerine "papatya taçyapraklarıyla" olsaydı, diye düşündüm okurken. Şiirlerin çevirisi bir İranlı olan Haşim Hüsrevşahi'ye ait. Ayrıca önsözü ve ekleriyle kitabı hazırlayan da yine kendisi, İranlı yazarın. Olağanüstü güzel bir çeviri aslında, bazı sözcük seçimlerindeki hataları olağan kabul etmek lâzım. Ben, "Bu Kitabın Kısa Öyküsü" bölümünden, Behçet Aysan'la birlikte planlandığını ama değerli şairin "Sivas cinayeti" yüzünden, kitap hâline gelişini -ne yazık ki- göremediğini öğrendiğim bu güzel kitabı, Füruğ'u ve şiirini merak eden herkese öneriyorum.(PB)

***

"ben çıplağım,çıplağım, çıplak
sevgi sözcükleri arasındaki duraksamalar kadar çıplak
ve tüm yaralarım benim aşktandır
aşktan, aşktan, aşktan.
ben bu başıboş adayı
okyanusun devriminden geçirmişim
ve dağ patlamasından.
ve paramparça olmak o birleşik varlığın giziydi
en değersiz zerresinden güneş doğdu.

selam ey masum gece!

selam ey gece, ey çöl kurtlarının gözlerini
inanın ve güvenin kemiksi oyuklarına dönüştüren!
ve senin pınarının kıyısında, söğütlerin ruhları
baltaların sevecen ruhlarını kokluyorlar
ben düşüncelerin, sözlerin ve seslerin aldırmazlık dünyasından geliyorum
ve bu dünya yılan dünyasına benzerdir
ve bu dünya
öyle insanların adım sesleriyle doludur ki
seni öpüyorken
kafalarında seni asacakları urganı örüyorlar."

(İNANALIM SOĞUK MEVSİMİN BAŞLANGICINA'dan)

***

"arsızlıkla damgalanan
boş kinayelere gülen bendim
kendi varlığımın sesi olayım
istedim yazık ki 'kadın'dım"

(SENİN İÇİN BİR ŞİİR'den)

***

"sonraları benim adımı yağmur ve rüzgâr
usulca taşın yüzünden yıkayacak
mezarım adsız kalacak yol kenarında
arın, ayıbın söylencesinden uzak"

(SONRALARI'dan)

YARALARIM AŞKTANDIR, Furuğ FERRUHZAD, Türkçesi: Haşim Hüsrevşahi, Telos Yayınları, Mart 2002


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır.

« Önceki :: Sonraki »