
GÜLÜN DEĞDİĞİ SOKAK
gülün değdiği sokakta
bekliyor bizi cunda evleri;
rembetika ezgili taş yapıların
kolay anlaşılıyor ne söylediği;
dudak dudağa geliyor
ıssız avluda anadillerimiz.
bizim için korunmuştur,
bu akşamın ürpertili rengi,
kıyı boyunca upuzun öpüşür
zeus'un kızları nympalarla,
yeni tanımlar duyumsatır, inan:
aşkla inanmak güzeldir.
hatmi dallarıyla sokulur
gecenin soluğu bedenlerimize;
sen de sokul bana incecik,
incinmiş yanlarımız onarılsın;
mübadele geri çeksin denizini,
aşkların erişilmez güzelliğinden
AHMET UYSAL
***
İDA ÜÇLÜKLERİ
toprak küplerde dinlendirilmiş,
yağ kokusu vardır
ida'nın gecelerinde
*
homeros'un ilyada'yı söylediği
kayanın koynundaki,
yılana sorun bana gelen yolu
*
be çocuk, yaz ırmağını atladın
taş avluyu geçtin,
sıra geldi aşka
*
ida'ya yolu düşenler,
paylaşmaya hazır olmalı
bir zeytin çekirdeğini
*
geceleri zeus altarında
şarap içenler, tanrıça hera sanır
sevdikleri kadınları
*
tanrı yağmursa,
rüzgâr, ışık ve topraksa,
ida'dır tanrı
*
ben bu dağı ırmak
yılan ve kuş bilirdim, yeryüzü
olduğunu anlamadan önce
AHMET UYSAL
***
AŞKIN GÜMÜŞÜ
yalnızlığımla donatmak
istedim seni,
yağmurlu bahçende
ağacın olmak;
dalları tirşe yapraklı.
eylülün olmak ya da
böğürtlenli yollardan geçen.
öylece kalmak
ıssız kaya diplerinde,
mavi çiçekli otlarla
uyumak..
sabah kızıllığına karışayım
yosunlu taş sunaklarda;
kendi putumu taşıyayım,
boynumda gümüşü parıldasın
yaşamış olmanın aşkı...
AHMET UYSAL
Eylül Ebruları, Mühür Kitaplığı, Haziran 2009