
SÜMBÜLTEBER
bunu yoksul günler için...
çektim perdeleri, karanlığı törpüledim
siyah beyaz bir film, bir kadın
adı sümbülteber
koynunda kaçak tütün kokusu
yatağında geceden kalma izler
gökyüzü yastığının altında
bedeninde yıldızlar ve daha neler
geldim bir bahaneden çıktım bir ihtimale
dünyanın taç giyme günüydü, şaştım
ve ziller zurnalar ve defne
kral kim, soytarı nerde?
dünya kaygan bir yerdi
sümbülteber bahane
çektim kapıları, duvarları yokladım
kan izi kin izi diş izi
bir ip boğazımda uzadıkça uzadı
burası dünya, tekin bir yer değildir
çekip gitmekle gitmemek arası
kalmanın binbir yaması söküğü ve oyuğu
ve kanlı bir bulutu
giyip çıkarmaması
burası dünya, acının ucuna bucağına
varmanın yol haritası
minneti yok sağ gözüne, bir kadın, adı sümbülteber
sol gözünde menevişler ve daha neler
( bu sana bakmaklığım
binbir geceden kalma
bunu yoksul günler için...
unutma!)
ah kalbim, beter ol, beter ol, beter...
ÇİĞDEM SEZER
***
ZİRVE
bizden olma değil biz hatırlanmaktan
yıpranmış minder yüzleri gibiyiz aşka
nohut oda bakla sofa: "mesut insanlar fotoğrafhanesi"
şimşek çarpsın ki bu fotoğraftan çıkmayacağım
camlar kırılsın ki duvarlarıma alışacağım
narım çatlasın ki içime akacağım
ve hayatın huzurunda tam üç kez:
hayal arzuyu emzirmeyecek
hayal arzuyu
hayal
bile edemeyecek hayat çarpsın ki
sütbeyaz tepeler gibi omuzları aşkın
karagecede kendine yer edinemeyecek
bir ses bir kapıyı açıyor:
"kaybolmuş güzellikler misafirhanesi"
sustukça geniş dokundukça ferah
aşkmış, sümerlerden çıkmış sonra maveraünnehir
çünkü aşk zirvedir
çünkü aşk zirvedir
annem ölümü görsün ki
cam ustası ateşi içime üflesin ki
ağrı'nın karı üzerime erisin ki
mucizelere inanmayacağım
çivilerime alışacağım
kusurlarımdan utanacağım
ama maveraünnehir
aklımı çeliyor
ve süt beyaz omuzları aşkın
arzuyu emziriyor
çünkü aşk zirvedir
çünkü aşk zirvedir
ölüme giden her dağcı bunu bilir
ÇİĞDEM SEZER
Denizden Geçme Hâli, YKY, 2009