19/7/2009 · Kategori: okuma gunlugu
"...

Çoksatarların vebalini, sadece okura, daha doğrusu müşteriye yükleyemeyiz.Minima Moralia 'sında Adorno, 'Kültür endüstrisi, müşterileri tarafından yönlendirildiğine ve onlara kendi istedikleri şeyleri sunduğuna yeminle inandırmaya çalışır bizi,' diyor. Bir başka deyişle okur, hâlâ kendi istediğini özgür iradesiyle seçip okuduğunu zannediyor; oysa yaz bahanesiyle, güncel siyaset bahanesiyle, kişisel olarak gelişmek ve yükselmek vaadiyle onun önüne hep aynı seçenekler konuyor. Durum öyleyken, o zaman kültür endüstrisi nitelikli eserler yerine, okurun önüne neden bu boş tenekeleri koyuyor? İşte bu durumda okur okurluktan çıkarılıp bir müşteriye, bir hedef kitleye dönüştürülüyor. Müşteri zaten kendinden şüphe duymamak, kendini bir defa daha onaylamak adına bildiği ve savunduğu görüşleri görmek, olabildiğince basit, sıradan, kolay algılanabilir bir dille karşılaşmak, bu kısırlıkta kendi bilincini yaratamadığından çoksatarlıkla onurlandırılmış kabil bir bilince ortak olmak, kimseden geri kalmamak, okuduğu kitabın sosyal hayatta yansımasına tanık olmak, onu sohbetine mevzu edebilmenin gönencini taşımak istiyor. Endüstri de bu noktada, onu rahatsız etmeyecek, ona kendisini eksik hissettirmeyecek, onun kafasını karıştırmayacak seçenekler sunuyor ve 'o kitabı çok sevmiştiniz, bunu da çok seveceksiniz," türünde sloganlarla kimi hatırlatmalar yaparak, aslında 'her şey yolunda' diyor. Böylelikle de müşteriye istediğini verdiğini iddia ediyor. Adorno, 'Kulaklara tanıdık gelen sözlerin akıntısına kapılıp gitmiş çalakalem bir bayağılık, herkesi içerecek bir anlamlılık ve temasın göstergesi sayılmaktadır,' derken aslında bu sancıyı işaret ediyor.
..."

Ersan ÜLDES

Özgür Edebiyat dergisi'nin Temmuz-Ağustos sayısındaki "Çılgın Türkler bu yaz ne okuyacak?" başlıklı yazısından bir bölüm.

***

-Yine aynı dergide, Özdemir İnce'nin Nazım Hikmet'le ilgili yazdıkları içimde su serpintisi etkisi yarattı. Bunu da yazayım.(Kırlangıcın Okuma Uçuşu X)-

***

Aynı dergiden bir alıntı daha...

Baki Asiltürk ve Ahmet Bozkurt "Diyalojik Okuma"da, İkinci Yeni'yi konuşuyorlar:

"A. Bozkurt: ... Ne yazık ki Ece Ayhan, Cemal Süreya, Turgut Uyar, İlhan Berk, Edip Cansever ve Sezai Karakoç takipçilerinin pek çoğu İkinci Yeni'deki poetik rezonanstan nasibini almadı. Sanırım bugüne taşınan hastalıklı bir durum bu.  Sezai Karakoç'u yalnızca mistik, metafizik bir dünyaya hapsetmek; Ece Ayhan'ı sistem karşıtlığından öte bir yerde konumlandırmamak; en bayağı kullanımıyla Cemal Süreya'yı erotizmin dışarısına taşıyamamak gibi bir "kapatılma"  söz konusu.

B. Asiltürk: Bu sadece İkinci Yeni şairleri için değil ne yazık ki. Bizde edebiyatın hatta hayatın her alanında görülen bir aksaklık.  Bunun nedeni de "ezbercilik" ve sığ algıdan  başka bir şey değil bana göre. Yahya Kemal İstanbul şairidir, Haşim hüzünlü akşamların şairidir, Nâzım Hikmet hapishanelere, Dranas "Fahriye Abla" platonizmine,  Çamlıbel "Han Duvarları" arasına, Necip Fazıl "Kaldırımlar"a, Cahit Sıtkı "ölüm korkusu"na hapsedilmiştir. Etiketlemek kolaydır, ezberlemek kolaydır ama unutulmamalıdır ki İkinci Yeni şiiri biraz da "ezberlenemeyen" şiirdir."

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır.

« Önceki :: Sonraki »