24/7/2009 · Kategori: siir



VİRANŞEHİR

ben mah periyim gerçeğim güzelliğim yeryüzüne insin
başlayayım bir fasıl daha akmaya görmediklerime

geçti dalgınlığımla açıkladığım gerçek geçti
bana leylî bir şehir yasef yasef
elin kızı dökülüp saçılmış taş taşır
anlaşılır haliyle kendine eğilir bu şehir

anlamak için kendimi ve önceyi
telefonu yüzüme ben kapattım ben yasef yasef
bendim o küsünce derdiyle kızılırmak'ı geçmiş kırık âsâ
umudum kalmasın diye ardımdan gelen zamana
ben o balkanlı bir sayfa daha koymayacağım araya araya

büyüyeceğim uyumsuz atlar üstüne eğilsin şehir
sen zeynep ol uyumun yası ol sen şefik
gülün toprağı harf harf dağılmış
kendiyle dolaşırken dağlar üstüne çağrılsın şehir

ben mah periyim gerçeğim iyiliğim yedi iklim seçsin
kendimi bir odaya ummadıklarıma zamanıdır bahçeler eğitmenin

BETÜL TARIMAN

***

NEYZEN

                            
söyleyip gideceğim buradan
                             kendimi nasıl bir candan silip gittiğimi

beni kendime sevdiren söz beni dertten korusun
kavuşmasın üzerime hallacın elleri ömrüme uzak olsun

hayat sen öne geç ölüm arkaya
bir başlangıç biriktir kimsesizliktir uzatır ölümün ipliğini
ele geçirilmiş hayatta üç nefeste çalar sur
çalsın hem ne olacak dün neysen şimdi de osun

yürüdüm ifadenin ortasında kalpten bir yara didem
yani dünün biçimlediği bir el hep aynı nezakete uzamış
değil tam on iki parmağı var on iki günde on dört ay
bereketsiz toprakmış yılda dört kez kendine batıp çıkıyor
batsın! sanki doğmuşum gibi ondan
haydarabat'tan zordu güç okunurdu yüzün diyor

and olsun ki gideceğim

kalmaya geleceğim kendime bıraktığım yerden
söz de yorulacak derdime kapanmaktan
bir cam kırığı ıssızlık olsa ne fark eder
ne zaman şehla olduğumu söylesem
kimsesizliktir doğumun eşiğinde
uzatır derinliğin sesini üfler içime neyzen

BETÜL TARIMAN

AĞIR TÖREN, YKY. 2009

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır.

« Önceki :: Sonraki »