30/7/2009 · Kategori: BenimSiirlerim



SON OTOBÜS

dilimde münacat
akasya çiçeklerini süpüren sabahtan
çingene dilencinin mendiline
heceler bırakıyorum
ellerimde taflan
ve teflon bulaşığı
sevgilimi son kez
sakalından öpüyorum

--fenikeli bir denizcinin karısı mutlu muydu
bir ihtimal yün eğirirken--

akdeniz'e inmeliyim kara yoluyla
koku mavi'den önce gelmeli
bir doruğa tırmanır gibi
oksijenden patlamalı şiirin ciğeri

--şehrin üstünde külrengi buluta dönüşüyordu bacalar
rilke'den şiirler okuyordu odalarda bir çocuk
ve yine çöp bidonları
yine kediler--

son otobüs kaçta kalkıyor
aşkı öldürdük
bari pencere yanı olsun

Perihan BAYKAL

Bireylikler, Sayı:9, Temmuz-Ağustos 2006


***

(Kişisel tarihimde özel bir önemi ve yeri olan bir şiirdir bu. Bir edebiyat dergisinde İLK YAYIMLANAN ŞİİRİM:)

Son Sayfa adlı şiirimle birlikte.

Demek ki,,, tam üç yıl olmuş.)

29/7/2009 · Kategori: BenimSiirlerim



"ŞU UZUN GECENİN GECESİ OLSAM"...

simya…

karanfil kokusu
ulanır mı çelikteki ışıltıya
ellerinden bulaşan simya
bi dokunsam kavuşmak
bi dokunsam dâüssıla

bulut…

akımda benek, sürümde kanlıca kurt
bir bulut gezdiriyorum günlerdir
gözlerimde bir bulut
dokunsanız yağacak
-dokunsam bir elvan kil/im
çölünüze-

kalbim…

her suya inmeyen ürkek ceren
kalbim… o gülfam fiyord
-âh ki boğulduğum su, yandığım od-
hep aşka dâhil, kinden hâriç
fiili meçhul fâil! hâlâ ki
kanar dikenlere

uçurum…

düş-
tüm!
-özgürlük dedin, özgürlük
göze almakmış uçurumu-

şeb-i yelda…

içimi boyar durur kırmızıya
rem uykusunda bir lâl lale
ondandır gözbebeğimdeki erkete yıldız

Perihan BAYKAL 

Yazlıkaya Şiir Yaprağı, Haziran 2007

(Bu şiirimde yayımlandıktan sonra bir miktar değişiklik yaptım. Bu, son hâli şiirin. Yayımlanmış bir şiirde sonradan değişiklik yapmak konusu beni ikircimde bırakıyordu. Ama birçok sevdiğim usta şairin bunu yaptığını bir dergide okuduğumdan beri içim daha rahat. Bazen, birkaç yıl önce, şiire yoğunlaştığım o ilk günlerde yazdığım ve alelacele, dumanı henüz üstündeyken görücüye çıkardığım bir şiirin tek bir sözcüğüne bile dokunamaz-dokunma gereği duymazken, uzun uzun demlendirdiğim bir şiirde yayımlandıktan sonra değişiklik yapma gereği duyabiliyorum. (Yine de, ille de “dem!” derim:)

Onlardan biri de “Kül Meseli”. Yalnızca tek bir dize ekledim. Hangisi olduğunu yazmayacağım. Dergiden okumuş olanlarsa , arzu ediyorlarsa kendileri bulsunlar:)

                                                                                                               

28/7/2009 · Kategori: BenimSiirlerim


Tasarım: Esra Arcan

KÜL MESELİ

bağbânı çerağ bir kör bağ
emeğin zay'olduğu çağ bu çağ!

1.

"yağma yağmur
esme be deli rûzigâr!"

yolum yarda, eğnim dar!

bırak alışayım içimdeki bıçağa
işlesin yâreme hakkağın kalemi
kor âteşler yaktığım âteşgede
bırak soğusun!

sussun!

üflediğim ney… kandığım kös!

ah, sude!
sırtından vurulmuş bir ülkeyim                                           
gözlerinde kocaman bir hayret

2.

bir ehven bulutun ellerime bıraktığı son damla
ömrüm! kelebeğin kanadına yüklü borç
-ola ki gezden, gözden tez-

ben böyle bilmez idim insi âlemi
ben ki en çok kendime diken
ele gül kızıl canfes

bir yanım fırat ağlar
bir yanımda ergene

saya geziyorum kapıları
gözlerimin bebeğinde ıslak bir ateş
uykularım
kuş uykusu

sen ak ey mavi heves, ben yuttum dilimi

3.

bir dilim aşk düştü payıma yaşamdan
aldım sardım sıracasına dünyanın

duydum acısını                   
erdim sırrına

vurgun demindeyim
akrebi yelkovanından uzun
saatlerin

Perihan BAYKAL

Mühür, Temmuz-Ağustos 2009 

 

 

24/7/2009 · Kategori: BenimSiirlerim


KIZILCIK LEKESİ

ağarırken gün… duvardan söktüğüm
son çivi yarası ömrün
şafağın kızılından kına
küçük parmağıma -hani en sevdiğin-

şakayıkları yıkadım, silkeledim
duvara tırmanan sarmaşığı
birden bir yakut sağanağı dalda
baştan başa kırmızı! bir balık
-açar kapar ağzını
açar kapar ağzını-

nasıl çıkar ah… kızılcık lekesi
kokusu üstümdeyken yaktığın tütsünün
hangi derin suda sağalır sesim
kızıl günün çağanağına tutsak

sonsuza yakışan atlar koşardı yelelerinde
serseri atlar; susamış, terli
hıdrellez gecelerine ateşler düşüren, çıplak!

şimdi aramızda uzayan küskün yol
koşuyor ölümlü bir yaza
gümüş eyeriyle akdikenlerini
-kendi kendini kanatarak-

şimdi hangi resme baksam
teyelinde hüzün

Perihan BAYKAL


Onaltıkırkbeş, Haziran 2007
19/6/2009 · Kategori: BenimSiirlerim


Görsel: İhsan ARI

EVDE YOKUM, KUŞLARA GİTTİM

rüzgâr gibi geçtim bir avaz
bir baştan bir başa şehri
kanım köroğlu yüreğim ayvaz!

göğün tentesine
iki kuş kondurup
iki de harf işledim, dore

güneş uzattı ipini:
boyu bir kuş nefesi mavi
eni gül kokuşlu zülfiyar

uz gittim
zerduz geldim!

iki dudağını birleştiren harfin olayım, sessiz
konsun alevden bir kelebek gibi dudağıma sesin

Perihan BAYKAL

Şehir Dergisi, Nisan 2009

30/5/2009 · Kategori: BenimSiirlerim


Görsel: Salvador Dali

AŞKLA SINANIR YERYÜZÜ

aşkın cinleri vardır
cehennemleri
kızgın suyuyla ısınan
lethe'nin

aşkın tüfenkleri vardır
namlusu güllü
vurur yürek çatından
ölmez, dirilirsin

aşk ki insanı yeniden fetüs kılar
her şeye karşın ve kâbil
ilk kez taşır gibi taşır taşını
o mağrur yüzük
ve hep yeni'yi sular
bordo köprülerin altından
açılan orkidesi belleğin:
gümrah ve yeşil

aşkın dikenleri vardır, keskin
dişleri, bal içre zehir
gömüp panzehrini yedi kat derine
yana yakıla aradığımız

dağları vardır, eşkıyaları
baş kesip haraç alan, ah!
aşkla sınanır çün yeryüzü

hatırlayın!
yola çıktığımız o ilk günü

PERİHAN BAYKAL

Yazılıkaya, Nisan 2009

20/5/2009 · Kategori: BenimSiirlerim



KÜSNÂME

gözlerim
çöl yutmuş badem çiçeği
beyazsız beyazlardan
ve eterli yazlardan

yerde kum ve hayıt
gökte ay mahsusluğu

vahşi bir atın su içtiğiydim
avcunuzdan
soluk soluğa akan bir deli çığ

terkimde dağlar, terk edilmiş
revnaklı taklardan geçtim
uzun ve kimsesiz

karafakilerden dökülür gibi
döküldüm kör uykularınıza
çizerek mânânın altını, gümüş

say ki içtim ol zakkumun suyundan
acıyla yudum yüzümü
yuğlar boyu, kaknüs!

narlı bir yankı oldum
çarşılarınızda

kalır belki, biraz üvey
benden bir zambak kokusu
avlularınızda

*

PERİHAN BAYKAL
Yazılıkaya Şiir Yaprağı, 33

2/5/2009 · Kategori: BenimSiirlerim



Resim: Avihai Cohen

LAGÜN

söyle kalbim kimi sevdin ondan çok
baharda kuşlardan, güzde yapraklar
suyu ağzından öpen lotüs çiçeği ve kuğulardan
bir yol işte, bir yol som başak ve buğudan

senin ışığındır ey ışk! kamaşan kam
ve cayır cayır yanan boğma kan!
avcumuzda büyüttüğümüz kor'u
etini yakan ruh! kün ve kül!

dişledim günbegün
sonsuzluk elmasını
çıktım mağaralardan ve baktım
ilk insanın baktığı gibi ilk dördünde aya
baltam topaz, sadağım sırma meşin
çamçağım tan kızıl
şarkan!

dünyayı dolanıp yedi gün tam yedi gece
kapımda konaklayan zağlı rüzgâr
sanadır dünyanın yüzüsuyu, sana!
leyla'nın uzandığı hurma dalı
kızgın kuma yazılı ten büyüsü
ve eskiyen ve eskimeyen aklığı göğün
aşkla nefret ettiğimiz ve sevdiğimiz
o büyük, o derin, o âsude dil

değil, zamanı değil
uyusun daha su
büyüsün derûnumda
daha büyüsün!
aşktan çatlayana kabuğu
göğem saçlı ol lagün!

Perihan BAYKAL

Akademi Gökyüzü Dergisi, Sayı:7

27/4/2009 · Kategori: BenimSiirlerim



SİMYA

ateşten gömlekti giydim
mumdan kayıktı bindim
serin çakıldım kumsalda
değdi aşkın eli
billurdan güle döndüm

simya bu, simya bu, simya!
yerden ayyuğa
cümbür cemaat
curnata!

devindi
yedi başlı devi tamunun
askıda gül açtı şiir-i hurşid
uyandı bin yıllık uykusundan
menat, lat, uzza

ol! dedin
oldum!
tanrım da sen gayrı
tahtırevânım da!

-gel yıka şimdi
yüreğime bulaştırdığın şirki-

PERİHAN BAYKAL
afrodisyas-sanat, Ocak-Şubat 2009, Sayı:13

10/4/2009 · Kategori: BenimSiirlerim


DÖNDÜĞÜ ZAMAN GÖÇMEN KUŞLAR

I

gözlerim ki şehlâdır
gecenin mektebinde leylî ve leylâ


yar! ey en yakınımdaki, uzak diyar!
senin en sevdiğin dağda bak
biri bir çoban ateşi yaktı:
yüzümün yangınından bildim!

ah!
neçe yandım! üşürken tavlada taylar
ben demir ocağında kızgın lavdım!

her göç vakti
şahbalıydım en uzun uçuşlu kuşun
say ki piyale bacaklı yay!

sen bildin mi, sen bildin mi, sen…

her ağulu ay ertesi
güzdüm yaprak yaprak dökülen taygalarında
en kuzeyimin

kaç kez gittim geldim… kaç kez
öldüm… dirildim yeniden

anlardın!
sen olsaydın, hâlimden
pür melâlimden

bir de bu lâlegûn gece:
sarıp sarıp çözüldüğüm

II

söyle bana ay, söyle bana ay, söyle
niye dönmedi göçmen kuşlar?


döndüğü zaman göçmen kuşlar
açılır sür yeşil panjurları
mercanköşklerin
incecik geyik derisine döşenen kûfî yazılar
gelip su içer avcumuzdan
döndüğü zaman göçmen kuşlar
buzdan göğsüne ateş olurum senin
terleyen alnına billurdan çatkı
döndüğü zaman göçmen kuşlar

gün olur devran döner
kurulur divan
vurur tepegözün alnına kopuz
elbet zâil olur zâlim ilen zâdegan

PERİHAN BAYKAL

Eliz, Mart 2009, Sayı:3


« Önceki ::